Hikâye bu ya, adamın biri sokak köşesine bin bir
hevesle açtığı balıkçı dükkânının camına kocaman harflerle “BURADA TAZE BALIK
SATILIR” yazılı bir levha asmış. Arkadaşları “hayırlı olsun” ziyaretine
geldiklerinde, içlerinden biri levhayı işaret ederek; cümledeki “BURADA”nın
gereksiz olduğunu, çünkü balığın zaten burada satıldığını söyleyip diğer
arkadaşları da onu onaylayınca, adam levhadaki “BURADA” sözcüğünü hemen silmiş.
Birkaç gün sonra bir müşteri, buranın zaten
balık satılan bir ticaret yeri olması nedeniyle levhadaki “SATILIR” sözcüğünün anlamsız
olduğunu söyleyince adam onu da silmiş. Böylece levha “TAZE BALIK” olmuş. Başka
bir müşteri ise balığın zaten taze olmak zorunda olduğunu, bayat balık
satamayacağını, bu nedenle TAZE” sözcüğünün gereksiz olduğunu belirtince de levha
sadece “BALIK” şekline dönüşmüş.
Atalarımız, Elin ağzı torba değil ki büzesin.”
diye boşuna dememişler. Alışveriş yapmaya gelen bir müşteri, balığın kokusunun
ta arka sokaklara kadar geldiği bir dükkâna “BALIK” yazmanın çok gereksiz
olduğunu söyleyince zavallı adam onu da silip cama boş levhayı asmış. Bu kez de
yoldan geçen birisi onun boş levhasıyla alay edince çaresiz onu da kaldırmış.
Artık bu tür söylemlerden kurtulduğunu düşünerek rahatlayan adam kasadaki
yerine oturur oturmaz içeri giren bir müşteri, “Kocaman bir dükkân açmışsın ama
içerde ne sattığın belli değil.” dedikten sonra camı göstererek devam etmiş:
“Şuradaki cama kocaman bir “BURADA TAZE BALIK SATILIR” levhası asamıyor musun?”
İnsanlar vardır, burnunun doğrusuna gidip
bildiğini okur ama başına kötü bir şey gelince de “Beni niye uyarmadınız?” diye
yakın çevresini suçlar. Ayrıca da hatalarında hep mazeretler üretip kendini
haklı çıkarmaya çalışır. Oysa onu seven arkadaşları aslında vakit çok geç
olmadan gerekli uyarıları yapmışlardır ama dinleyen olmamıştır. Daha çok egosu
yüksek bencil kişilerdir bunlar; ya da her şeyi bildiğini düşünen ukala
dümbelekleri…
Bazıları ise yukarıdaki öyküdeki gibi
antenleri sürekli açıktır ve kendi fikirlerini bir kenara atıp herkesin
dediğini yapmaya çalışır. Özellikle karakter yapısı tam gelişmemiş bu tür
kişilerin de başı belâdan kurtulmaz. Ayrıca da kendi zevk ve görüşlerini kendi
yaşamlarına uygulayıp yansıtamadıkları için ömür boyu mutsuz olurlar. Ezik
yapıdadırlar, hep başkalarını mutlu etmek için çabalayıp dururlar. Bu tür
kişilerin çevrelerindekiler ise arkadaştan ötedir ve onu kendi çıkarları için kullanırlar.
Gerçek arkadaş, sana ne yapman gerektiğini
söylemeyen; ancak daha tetikte ve uyanık olman, ayrıca da daha bilinçli adımlar
atman için yardım edendir. Sorunlarının, eline geçen fırsatlarının, gizemlerinin
içinde senin kendi yolculuğuna çıkman için itici güç olandır. Deneyip öğrenmen,
araştırman, araman ve hata yapman için cesaretlendirendir. Çünkü gerçek
arkadaşlar, hata yapmaya hazır olmayanın asla hiçbir şey öğrenmeyeceğini
bilirler.
Gerçek arkadaş, onun zekâsını değil, senin kendi
zekânı kullanabilmen için yardım edendir. Keskin fikirler yerine esnek önerilerle
gelip kendi görüşünü oluşturmana yardım edendir. Çünkü senin için gerekli olan farklı
bir pencereden bakmanı sağlayacak fikir ya da bakış açısıdır. Böylece nerede ya
da hangi durumda olursan ol, kendi doğrularına ve davranışlarına ulaşabilirsin.
Gerçek arkadaş; sen güçlüyken uyarıp,
düştüğünde elinden tutandır.
DÜŞÜNEN SÖZLER:
·
Kişi,
arkadaşının dini ve ahlakı üzerinedir. HADİS-İ ŞERİF
·
Ben
gülünce gülen, ben ağlayınca ağlayan arkadaş istemem; zaten sudaki gölgem bile
bundan iyisini yapar. KONFÜÇYÜS
·
Kiminle
gezdiğinize, kiminle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin. Çünkü bülbül güle,
karga çöplüğe götürür. MEVLANA
·
Kusurlarınızı
söyleyen arkadaşlar edinin; ama yalnızca size söyleyen. LAO TZU
·
Yanınızdaki
insanlara dikkat edin! Nasıl faydalı olabilirim diyen de var; nasıl faydalanırım
diyen de. ANONİM
·
Ayakkabı
seçeceksen ’’deriden’’, arkadaş seçeceksen ‘’deliden’’ seç. ANONİM